Şiddet çoğu zaman yüksek sesle bağırmak, kaba sözler ya da fiziksel saldırılarla anılır. Oysa mobbing, sessiz ama bir o kadar da derin yaralar açan bir şiddet türüdür. En genel tanımıyla mobbing, bir kişiye iş yerinde ya da sosyal yaşamda sistematik, kasıtlı ve uzun süreli psikolojik baskı uygulamak demektir. Bu baskı; küçümseyici sözler, dışlama, bilgi saklama, görev tanımının dışında küçük düşürücü işlerle uğraştırma, sürekli eleştirilme veya görmezden gelinme şeklinde ortaya çıkar.
Mobbing sadece iş yerinde değil; okullarda, aile içinde, arkadaş çevresinde ve hatta sosyal medyada da görülebilir. Akademik mobbing, öğrencilerin ya da öğretim görevlilerinin sistematik dışlanmasına; dijital mobbing, sosyal medyada hedef alınmaya ya da itibarsızlaştırmaya; aile içi mobbing ise bireyin sürekli psikolojik baskıya maruz kalmasına işaret eder. Ortam farklı olsa da özünde değişmeyen şey, bir insanın iradesini kırmaya yönelik görünmez ama yıkıcı bir saldırı olmasıdır.
Herkes Mobbinge Uğrar mı?
Mobbing, herhangi bir yaş, cinsiyet ya da meslek ayrımı yapmaz. Teorik olarak herkes maruz kalabilir. Ancak bazı grupların daha yüksek risk altında olduğu araştırmalarla ortaya konulmuştur.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 2022 raporuna göre dünya genelinde her 5 çalışandan 1’i (%17,9) yaşamı boyunca en az bir kez psikolojik tacize uğradığını belirtmiştir. Kadın çalışanlarda bu oran %22, erkeklerde ise %16’dır. Türkiye’de yapılan akademik araştırmalarda ise çalışanların yaklaşık %40’ı mobbinge maruz kaldığını ifade etmektedir. Özellikle sağlık, eğitim ve kamu sektörlerinde mobbing oranlarının daha yüksek olduğu görülmektedir.
Bu veriler bize şunu söylüyor: Herkes risk altındadır, ancak bazı meslekler ve bazı sosyal gruplar, hem çalışma koşulları hem de hiyerarşik yapı nedeniyle daha savunmasızdır. Kimi zaman kadınlar, genç çalışanlar ya da kıdemsizler daha kolay hedef haline gelir.
Ne Yapmalı?
Mobbinge uğrayan bir kişinin en önemli adımı, yaşadığı durumun farkına varmaktır. Çünkü mobbing çoğu kez sessizce ilerler ve mağdur, kendi yeterliliğini sorgulamaya başlar. Oysa yaşananlar bireyin kişisel yetersizliği değil, kasıtlı bir psikolojik tacizin ürünüdür.
Bireysel olarak yapılması gerekenler şunlardır:
Belgeleme: Olayların tarihini, yerini, tanıklarını not etmek. Yazışmaları saklamak.
Destek almak: Hem psikolojik destek hem de hukuki danışmanlık, süreci sağlıklı yönetmeye yardımcı olur.
İç mekanizmaları kullanmak: İnsan kaynakları birimine ya da kurum içi etik kurullara başvurmak.
Yasal haklar: Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde çalışan, mobbing nedeniyle tazminat davası açabilir.
Kurumlara düşen görev ise en az bireyinki kadar önemlidir. Çalışma ortamlarında mobbingi önlemek için farkındalık eğitimleri düzenlenmeli, şikâyet kanalları güvenli ve erişilebilir olmalı, mobbing davranışlarını uygulayanlar hakkında caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.
Mobbinge Karşı Dayanışma
Psikoloji bilimi bize şunu gösteriyor: Yalnızlık hissi, mobbingin en ağır etkilerinden biridir. Mağdur, çevresinden destek görmediğinde daha hızlı yıpranır, işini bırakma ya da içe kapanma eğilimi artar. Buna karşın, bir ekibin dayanışması mağdur için adeta bir koruyucu kalkan işlevi görür.
Dayanışma; mağdurun yaşadıklarını dinlemek, yanında olduğunu hissettirmek, gerektiğinde tanıklık etmekle başlar. Çalışma gruplarında açık iletişim ve güven ortamı sağlandığında, mobbing yapan kişiler daha az cesaret bulur. Psikolojik açıdan desteklenen birey, kendini değerli hisseder, özgüveni güçlenir ve bu süreçten daha az zarar görerek çıkabilir.
Kısacası mobbing, bireysel bir sorun değil, toplumsal bir sorumluluktur. Bir kişinin sessizce yıldırılmasına göz yummak, aslında hepimizin çalışma hayatını zehirleyen bir kültürün sürmesine izin vermek demektir.
Son Söz
Mobbing, yüksek sesle bağıran bir şiddet değil; sessiz, görünmez ama derin izler bırakan bir yaradır. Çalışanın emeğini, özgüvenini ve ruh sağlığını tüketir. Belki yumruk izi bırakmaz ama ruhu daraltır, üretkenliği yok eder.
Bu yüzden sessiz şiddeti görmek, konuşmak ve önlemek zorundayız. Çünkü mobbing sadece bireyi değil, tüm toplumu yaralar. Unutmayalım: Bir kişiyi susturan baskı, aslında hepimizin sesini kısar.
Öğr. Psk. Ayşe Kızılay
Blog
Genel
Sessiz Şiddet : Mobbing
Ayşe Kızılay
Öğrenci Yazar
15 Temmuz 2026
Görüntülenme
107
Yazar Hakkında
Ayşe Kızılay
Namık Kemal Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi olarak insanı anlamaya, düşünce ve davranışların ardındaki süreçleri keşfetmeye ilgi duyuyorum. Bu platformda psikoloji temelli bakış açıları, gündelik yaşamdan gözlemler ve düşündüren içerikler paylaşarak okurlarla birlikte yeni sorular sormayı hedefliyorum.